7 Aralık 2023 Perşembe

Ok Yaydan Çıktı

 


Athena zaten hazır bekliyordu, babasından işareti alınca adeta bir kuyruklu yıldız gibi gökyüzünden geçti hızlıca, aşağıya tam iki ordunun arasına indi. Askerler şaşırdı, telaşlandılar. “Ne oluyor? Bu savaş bitmeyecek mi? Hani antlaşma yapılmıştı, Zeus adına, ne oldu şimdi?” Dediler.

Athena asker kıyafetine bürünmüş halde Yunanlıların arasına karıştı, meşhur okçu Pandarus’u aramaya başladı. Yanına gidip, “Sen en iyi okçusun, önünde bir fırsat var. Menelaus’u görüyor musun, at okunu, öldür onu. Truvalıların kahramanı olursun sana servet verirler. Hele Paris neler vermez” dedi. Şaşkın Pandarus kandı bu sözlere, okunu doğrulttu nişan aldı.

Athena okçunun yayını doğrultmasıyla fırlayıp soluğu Menelaus ‘un yanında aldı. Gelen okun yönünü şaşırttı çünkü maksadı Menelaus ’un ölmesi değil, sadece yaralanması ve ateşkesin bozulmasıydı. Bu sayede Truvalılar suçlu duruma düşecekti.

Ok Menelaus ‘un zırhı altın savaş kemeri arasından vücuduna isabet etti. Yunanlıların meşhur savaşçısı yere düştü. Yan tarafından kan boşaldı, bacağından aktı.

Athena öldürücü darbeyi elinin tersiyle savmıştı. Bu hareketi bir annenin bebeğin yüzünden sinek kovmasına benzetilmiş çünkü Athena, Yunan komutanlara kıymet veriyor.

Agamemnon kardeşine ok atıldığını gördü, onun yere düşmesiyle sarsıldı. Menelaus ‘un vücudu acıyla büküldü, inledi. Agamemnon da inler gibi “Ah kardeşim buraya senin için geldik, yoksa senin vücudunu burada bırakıp mı gideceğiz” dedi. Etrafına adamları toplanmıştı, herkes üzüldü söylenmeye başladılar. Agamemnon ağıt yakıyordu. “Güya barış yapacaktık bak sözlerini tutmadılar. Zeus bunların belasını şimdi vermezse ileride mutlaka verir” dedi. Böyle söylüyordu çünkü krallar tarafından yapılan sözleşme kutsaldı. Kurban kesilmiş, şarap toprağa dökülmüştü. Pandaros’un akılsızlığı bu duruma neden olmuştu.

Agamemnon “Truva’nın sonu gelecek Priam da oğulları da ölecek. Bunu biliyorum ama sen burada ölürsen biz memleketimize utanç içinde döneceğiz” dedi kardeşine.

Menelaus başını kaldırdı “Telaş etme bir şeyim yok, askerlerin moralini bozma. Yara derin değil. Kemerim mâni oldu oka” dedi.

Agamemnon bu kadar konuşmadan sonra doktor çağırmayı akıl etti, hemen haberci koşturdu. Machaon isminde meşhur bir doktor geldi. Onun elleri şifalıydı. Menelaus’ un kemerini açtı, ok ucunu vücudundan çıkardı, yarayı temizleyip, merhem sürdü, sardı. Komutanlar gelmiş seyrediyorlardı. Menelaus’un iyileşeceği anlaşılınca savaş hazırlığına başladılar.

Kral Agamemnon için vakit gelmişti. Bu saatten sonra ne uyuyabilir ne de başka bir şey yapabilirdi. Bütün aklı fikri savaştaydı. Tek tek bütün kıtaları gezdi yüreklendirecek konuşmalar yaptı, askeri savaşa hazırladı. Eğer isteksiz olan varsa onları azarladı. “Ne istiyorsunuz, Truvalılar gelip sizi gemilerinize çarpsınlar mı?” dedi. Giritlilerin canla başla çalıştığını görünce sevindi, kaptanları Idomeneus’ a övgüler yağdırdı.

 

 

6 Aralık 2023 Çarşamba

Olimpos Dağı

 



İkinci bölümde görmüştük, Yunan tarafındaki krallar, kralların gönderdiği gemiler, gemi kaptanları, meşhur savaşçılar, savaş arabaları atlar sayıldı. Truvalı savaşçılar da şehrin kapılarını açıp dışarı çıktıklarında onlar da sayıldı. Bu bir şan şeref listesiydi.

Geçen bölümde benzer şekilde Kral Priam, Helen’e savaş meydanında kimler olduğunu sordu, o da tek tek anlattı.

Bir düşünürün dediği gibi “Bütün savaşlar aslında birilerinin kendisini önemli görme- (gösterme) isteğinden kaynaklanır.”

Bu işin dünyada görülen algılanan kısmıydı. Şimdi de Olimpos dağının tepesindeki tanrılar tarafından durum nasıl görülüyor, onu göreceğiz.

Zeus ve diğer tanrılar Truva’da olan biteni seyrediyorlardı. Paris ile Menelaus arasındaki düelloyu gördüler. Zeus aslında düzeni temsil eder. Tanrı evreni yaratır düzen kurar. Bu sebeple artık savaşın bitmesini düzenin yeniden kurulmasını, kaosun son bulmasını istiyor.

Paris’in Afrodit tarafından savaş meydanından kaçırılması üzerine keyiflenip, Hera ve Athena’ya takılmaya başladı. “Bak” dedi “Siz Yunan tarafını tutuyordunuz, sizin kahramanınız Menelaus tam Paris’ i yenecekken Afrodit kurtardı onu ölümden. Şimdi ne yapsak savaşı bitirsek mi yoksa devam mı ettirsek? Savaş bitip de Truva’da herkes barış içinde yaşamaya devam etse iyi olur. Menelaus’da Helen’i evine götürür” dedi.

Bu sözlerin hanımları kızdıracağını biliyordu. Athena babasına saygısından sustu. Zeus’un eşi Hera ise dayanamadı. “Ben bu kadar uğraştım (Artık oturduğu yerden ne yaptıysa) Bu Truva’nın sonunu getirmek lazım.” Dedi.

Zeus öfkelenerek, “Ne doymaz kadınsın” dedi. Truva’nın sadece yenilmesi yeterli değildi Hera için, şehrin tümden yakılıp yıkılmasını, ortadan kalkmasını istiyordu.

Zeus “ne yaparsan yap, ancak bu savaş seninle benim aramda bir meseleye dönmesin. Yarın öbür gün ben de öfkelenir senin için değerli olan şehirleri yıkarım. Truva benim için en kıymetli şehir” dedi.

Hera “Benim en sevdiğim şehirler Argos, Sparta ve Mikene’dir. Sen oraları yıkarsan sesimi çıkartmayacağım. Söz. Zaten sana karşı ne yapabilirim ki? Kuvvetli olan sensin! Ama benim de tanrıça olarak haklarım var. Şimdi müsaade et, Athena inip ortalığı karıştırsın, antlaşma bozulsun” dedi.

Zeus, Athena’ya gitmesi için işaret verdi.

İnsanların ne yaptığı, ne düşündüğü değil, tanrıların yazdığı kader devreye giriyordu.

 

 


5 Aralık 2023 Salı

Paris ve Helen

 

Resim: Benjamin West

Odysseus ve Hektor araziyi ölçtü, düellonun nerede olacağına karar verdiler. Paris zırhını giydi dizliklerini bağladı, miğferini taktı. Kardeşinden göğüs kalkanı aldı, onu da taktı. Miğferin üzerinde at kılından yapılmış süs vardı. Kılıcını taktı, mızrağını eline aldı. Menelaus da silahlarını kuşandı. Askerler sıra sıra dizildi ikitarafta, barış için dua ettiler. Kura çekildi ilk saldırıyı yapmak için Paris seçildi. Herkes çok heyecanlanmıştı. Mızrağı fırlattı. Mızrak Menelaus’un kalkanının tam ortasına çarptı, kalkanı eğdi.

Menelaus mızrağını kaldırdı, Zeus’a dua etti. Bu adam bana misafir olarak geldi ve hıyanet etti intikamımı almama müsaade et dedi. Menelaus’un mızrağı Paris’in kalkanının tam ortasına isabet etti kalkanı delerek Paris’in vücuduna değmeden zırhını yırttı geçti. Paris son anda dönerek ölümden kurtulmuştu.

Menelaus kılıcını çekti büyük bir kuvvetle Paris’in miğferine indirdi. Kılıç kırıldı. “Ey Zeus, mızrağı fırlattım işe yaramadı, kılıçla vurdum kılıç kırıldı elimde. Cezalandıramadım adamı” dedi.

Gene de Paris’in üzerine atladı, miğferin at kılından yapılma süsüne yapıştı, Paris’i Yunan tarafına sürüklemeye başladı. Miğferin deri bağı, Paris’in boğazını sıkıyordu. Genç adam boğulmak üzereydi. Zafer Menelaus’ un olmuştu.

Fakat o da ne? Bir görünmez kuvvet (Afrodit) yetişti, Paris’i boğmakta olan deri bağı kesi Paris’i kucakladığı gibi saraya götürdü. Kimse ne olup bittiğini anlamadı.  Görünmez olmuşlardı. Miğfer Menelaus’un elinde kaldı.  Menelaus deli olmuştu. Miğferi fırlattı attı. Askerler koşup aldılar.

Afrodit Paris’i saraydaki güzel kokulu odasına götürdü. Sonra gidip, Helen’i buldu. Helen’e yaşlı bir kadın gibi göründü. “Kocan odanda seni bekliyor” dedi ama Helen’i kandıramadı. Helen yaşlı kadının aslında Afrodit olduğunu anladı.

“Tanrıçam, niye geldin? Deli mi edeceksin beni? Ne istiyorsun? Gene kaderimle mi oynayacaksın? Beni şimdi nereye yollamak istiyorsun? Başka bir memlekete mi? Niye şimdi geldin? Tam Menelaus Paris’i yenmiş, beni almaya gelmişken.  Ben Paris’in yanına gitmem artık. Korkağın teki o. Eğer çok meraklıysan tanrıçalığı bırak, Olimpos dağından in. Sen evlen yakışıklı Paris’le” dedi.

Afrodit kızdı. “Deli kız, sen tanrıçayla nasıl konuşuyorsun? Kızdırma beni, bildiririm haddini” dedi.

Helen korkmuştu. Afrodit’le beraber Paris’in odasına doğru gitti. Kulenin tepesindeki odaya vardıklarında Paris’in karşısında oturması için Helen’e bir sandalye çekti Afrodit. Maksadı aralarını yapmaktı ama Helen bu seferde Paris’e sert çıktı. “Niye savaş meydanında değilsin, niye buraya geldin? Orada kalsan Menelaus öldürecekti seni, değil mi?” Dedi.

Paris buna aldırmadı. “Gel yatak odasına geçelim” diyerek tatlı sözler söyledi, Helen’i bir kez daha kandırdı. Afrodit aşk tanrıçalığını gene yapmıştı.

Paris ve Helen odalarında birlikte olurken, Menelaus savaş meydanında Paris’i aramaktaydı. Truvalılara sordu, onlar da bilmiyordu. Esasında bulsalar vereceklerdi Paris’i, o kadar bıkmışlardı savaştan.

Agamemnon’un sabrı taştı. Kalktı “Ey Truvalılar, bu düellonun galibi savaş tanrısı Ares’in sevdiği Menelaus’tur.  Şimdi söz verdiğiniz gibi Helen’i ve hazinelerini bize teslim edin. Uygun miktarda savaş tazminatı ödeyin. Bu da size ders olsun. Asırlar boyu anlatılsın” dedi.

 

 

4 Aralık 2023 Pazartesi

Helen surların üzerinde

 


Savaş arabaları geri çekildi, atlı askerler atlarından indi, silahlarını yere bırakıp kendileri de oturdular. Hektor bu sözleşme için koyun kesilmesini istedi, şehre haber yollayıp, babası Kral Priam’ı meydana çağırttı.

Helen dantel işliyordu odasında üzerinde kırmızı bir elbise, işlediği dantelin motifleri kanlı savaş sahneleri. Hera haberci tanrı İris’i Helen’e gönderdi. İris Hektor’un kızkardeşi Laodice’ in kılığına girmişti. Helen’in odasına geldi. Dedi ki: “Gel güzel Helen, savaş durdu, askerler mızraklarını toprağa dikti, kalkanlarına yaslanıp dinleniyorlar. Paris ve Meneleos senin için savaşacaklar.” O anda Helen’in kalbine bir şey oldu, eski kocası Meneleos’u özlediğini hissetti. Memleketini, anne- babasını da özlüyordu. Sırtına bir şal aldı, meşhur Scaean kapısına koştu.

Truva’nın yaşlıları kral Priam’ın yanına oturmuş, savaş meydanını izliyorlardı. Helen’i görünce güzelliğiyle büyülendiler. Bu güzellik için savaşan adamlara hak verdiler. “Korkunç bir güzellik” dedi birisi. “Tanrıça gibi” dedi öbürü. “En iyisi Helen’i geri yollamak,” dedi bir başkası. “Çocuklarımız ve torunlarımızın iyiliği için”

Priam seslendi Helen’e “Gel kızım, otur yanıma, ben seni suçlamıyorum, Tanrıların işi bu başımıza gelen felaket. Gel yanıma, şurada duran savaşçı kim onu söyle. Krala benziyor”

“Sevgili babacığım, sana saygım sonsuz ama keşke ölseydim de oğlunu takip edip buralara gelmeseydim. Ailemi, arkadaşlarımı, eşimi, dostumu en önemlisi çocuğumu bıraktım. Şimdi büyümüştür. Ölsem daha iyi ama ağlıyorum sadece. Sorunuza gelince evet o Kral Agamemnon, Meneleos’un ağabeyi benim akrabam. Orada bir hayat vardı…Yoksa sadece rüya mıydı?” diye cevap verdi Helen.

“Şanslı adammış, şu orduya bak! Ben onun memleketine gitmiştim. Peki yanındaki kim, koç gibi?”

“İthaka’ lı Odyseus, büyük taktik ustası, herkesten daha kurnazdır.”

Antenor araya girdi, “Biliyorum, Truva’ya gelmişlerdi Meneleos ile birlikte seni geri götürmek için. O zaman konuştuk. Görünüşünden ilk bakışta akıllı olduğunu anlamazsın ama bir konuşmaya başlasın, herkesi etkiler”

Sonra Ajaks’ı gördüler ve diğer savaşçıları. Helen tek tek isimlerini saydı. “Evimize Menelaos’u ziyarete gelirlerdi. Herkes burada sadece iki ağabeyim yok aralarında. Onlar da bana edilen hakaretleri duymamak için gelmemişlerdir” dedi. Sustu gözleri daldı.

Onlar konuşurken biri geldi Kral Priam’ı çağırdı. Yaşlı adamın içinden bir ürperti geçti. “Hemen arabamı hazırlayın” dedi. Truva’nın kapıları açıldı, Antenor ile birlikte Priam çıktı arabasına bindi. Agamemnon ayağa kalkıp, onları karşıladı, Odyseus da yanındaydı.  İki taraf arasında antlaşma yapıldı Agamemnon bıçağını çıkardı, kurbanlık koyunu kesti. (Demek o zaman antlaşmalarda koyun kurban etme adeti varmış) Sonra Agamemnon ayağa kalkıp Zeus’a dua etti “Bu antlaşmamızı kutsa. Eğer Paris kazanırsa Helen’i tutacak, Menelaus kazanırsa Helen’i ve hazinelerini alıp götürecek. Truvalılar da bize savaş tazminatı ödeyecek.” dedi.

Kadehlere şarap dolduruldu sonra şarap toprağa döküldü. “Anlaşmaya uymayanın kanı bu şarap gibi toprağa aksın” dediler. Herkes dua etti.

Priam ayağa kalktı. Oğlu Paris ve Menelaus arasındaki bu düelloyu izlemeye kalbi dayanmayacaktı. ‘Kimin kazanacağını Zeus bilir” dedi, gitti.

 

 

2 Aralık 2023 Cumartesi

Paris'le Meneleos'un Düellosu

 


Bu hazırlık faslından sonra Homer ilham perilerinden yardım ister, şimdi savaşa katılacak olan bütün Yunan kralları, gemi kaptanları, hangi kralın Truva’ya kaç gemi getirdiği sayılacaktır. “The catalogue of the ships” diye bilinen sıralama yapılacaktır. Burada şair ustalığını gösterme fırsatı bulur. Yunan tarafı sayıldıktan sonra Truva’nın kapıları açılır, Truvalı savaşçılar meydana çıkar. Bu sefer de Truvalılar isim isim sayılır.

Truvalılar savaş çığlıkları atarak kaleden çıkmış toplanmışlardır. Bunların arasında Leopar kürkünden bir kıyafetle omzunda yayı, belinde kılıcı Paris de vardır. Helen’in Sparta Kralı olan eski eşi Meneleos, Paris’i görünce sevinir. Kendisini avının üzerine atlamak üzere olan bir aslan gibi aç hisseder. Paris’i parçalama zamanı gelmiştir.

Paris de onu görür, ama gördüğü anda beti benzi atar. Paris bir savaşçı değildir, oysa Meneleos usta bir savaşçıdır. Paris yılan görmüş gibi geriler.

Hektor durumu fark eder, “Yakışıklı Paris, bütün kadınlar sana âşık oluyor değil mi? Kadınları da mahvediyorsun.  Ulan keşke hiç doğmasaydın. Hadi doğdun keşke hiç evlenmeseydin.

Helen’ i kaçırıp getiren sen misin? Senin yüzünden savaş çıktı şimdi korkuyorsun. Yunanlıları bize güldürüyorsun. Adamın karısını çaldın bari karşısına çık savaş. Burada yakışıklı olmak, şarkı söyleyip saz çalmak işe yaramaz” diye gürledi.

Paris “Haklısın, ancak Tanrıların bize ne bahşettiğine biz karar veremeyiz” dedi ağabeyine. (Bunda da haklı o savaşçı olarak yaratılmamış, yakışıklıysa da kendi suçu değil.) Ama bir cesaret geldi Paris’e burada herkes savaşacağına Meneleos ve ben teke tek savaşayım bu iş bitsin dedi çünkü hem Yunanlılar hem de Truvalılar ondan nefret ediyordu.

Hektor, Yunanlıların oklarına aldırmadan ortaya çıkıp, mızrağını havaya kaldırdı. Agamemnon bunu görünce adamlarından saldırıyı durdurmalarını istedi. “Hektor bize bir şey söyleyecek” dedi. Meneleos teklifi kabul etti. İki tarafta da askerler rahatlamıştı. Bu ikisi savaşacak, kim kazanırsa Helen’i o alacak, bu iş burada bitecek diye sevindiler.

1 Aralık 2023 Cuma

ASA

 


Kral’ın egemenlik sembolü asası eski Mısır’da, Mezopotamya medeniyetlerinde, Hazreti Musa’nın elinde, Pers İmparatorluğunda görülmüş, sonra da çağlar boyunca Avrupa kralları tarafından kullanılmış.

Egemenliğin Tanrı tarafından verildiğini simgeliyor.



Asa odundan yapılıyordu eskiden daha sonra altın gümüş gibi metaller, mücevher işlemeli başlıklarla zenginlik göstergesi olarak kullanıldı.

Ağaç kökü toprakta, dalları göğe yükselen, gövdesi bu dünyayı temsil eden bir simge olarak kullanılmış. Dalları Tanrı’ya yakarış, Tanrı ile bu dünya arasında bir bağ gibi düşünülmüş. Ağaç her zaman kutsal sayılmış.

Kutsal Kitap’ta Genesis-Yaratılış bölümünde iki ağaç vardır. Biri hayat ağacı diğeri doğru ve yanlışı bilme ağacı. Adem ile Havva ağacın meyvasından yediklerinde, Tanrı bunlar suç işledi, ağacın meyvasını yediler, şimdi doğruyu yanlışı bilecek bizim gibi olacaklar dedi.

Bu ilk günahtı. İnsanın şuur sahibi olması haddi aşmak gibi anlaşılmıştı. Cennet’ten kovuldular. Oysa Adem ve Havva evrim sürecinde insanın belli bir mertebeye gelmesini bilinç sahibi olmasını konuşmaya başlamasını anlatır.

Kur’an da kelimeleri Tanrı öğretir Adem’e, meleklerin bilmediği kelimeleri ve af dilemeyi  öğretir. İnsan artık bir şey öğrenebilecek aşamaya gelmiştir.

Bazı kültürlerde totem vardır. O da ağaç kütüğünden yapılır, süslenir, toprak kazılır, dikey olarak yerleştirilir. O da Tanrı’ya yakarışı simgeler.

Ağaçtan yapılan krallık gücünü (devlet gücünü) simgeleyen asayı birinci bölümde Aşil eleştirmişti.  “Bu artık ağaç özelliği taşımıyor, kökü toprakta değil, dalları göğe uzanmıyor, yeşili yok, canlı değil, bu artık senin elinde bir şey ifade etmek istemiyor” demek istedi yere çaldı asayı.

İkinci bölümde gerçekten de Agamemnon’un elinde bir şey ifade etmedi. Asker onu dinlemedi memleketlerine geri dönmek için gemilere koştu. Halbuki Odyseus yetişip, asayı Agamemnon’un elinden aldı onun konuşmasıyla askere cesaret geldi, evlerine dönmek yerine Truva’da kalıp zafer kazanmak istediler. Bu askerler arasında bir kişi karşı geldi, Agamemnon ile alay etti. İşte o zaman devletin ezici gücünün simgesi asa’nın Odyseus’un eliyle adamın sırtına indiğini gördük. Adam acıyla iki büklüm olduğunda, gözlerinden yaşlar boşandığında, artık isyan edecek kimse kalmamıştı. “Sallandıracaksın üç kişiyi” mantığı burada da işledi, bir kişiye ceza vererek aşağılayarak diğerlerinin savaş meydanını terk etmesi engellendi.

Odyseus’tan sonra yaşlı bilge Nestor bir konuşma yaptı, hem askeri yüreklendirdi, hem de Agamemnon’a savaş taktiği verdi. Her kral ın ordusuyla birlikte sıralanmasını, orduların birbirine karışmamasını, savaşta kim başarılı kim başarısız olduğunun anlaşılması için bu şekilde bir düzen kurulmasını istedi. Böylelikle kaçan olursa daha kolay tespit edilecekti.

Başkomutan Agamemnon’du ama disiplini sağlayan Odyseus oldu. Hem Odyseus hem de Nestor hitabet kabiliyetlerini ve askeri alandaki uzmanlıklarını gösterdiler.

Bunun üzerine Agamemnon sevindi, Tanrılara dua edildi, öküz kurban edildi, herkes yedi içti, keyifler yerine geldi. Hayvanlara bolca yem verilmesi ve büyük savaşa hazırlık emri verildi.

#İlyada İkinci Bölüm

Zeus elinde asası, Hermitaj Müzesi

26 Kasım 2023 Pazar

Odyseus

 


Evet Hera, Athena’yı Yunan ordusunun yanına yolladı “ -winning words- kazanacak sözlerinle onlarla konuş” dedi. Athena derhal Odyseus’u buldu. O diğerleri gibi memleketine dönme telaşında değildi. Athena Odyseus’ a “Laertes’in asil oğlu, taktik ustası Odyseus, neler oluyor böyle? Priam mı muzaffer olacak? Sizler memleketinize kaçıyorsunuz. Helen için pek çoğunuz hayatınızı feda ettiniz. Helen halen memleketine dönemedi. Hemen arkadaşlarınla konuş -winning words- kazanan sözlerinle onları ikna et. Gemilerine binmesinler” dedi.

Athena ve Odyseus arasında paralellik görüyoruz. İkisi de korkusuz savaşçı, ikisi de taktik ustası ve ikisi de söz sanatının ustası. Yunanlılar içinde en çok Odyseus’a yakınlığı var Athena’nın.

Odyseus hemen koştu geride uçuşan pelerinini düşürerek, o sırada Agamemnon ile karşılaştı elinden asasını aldı. Gemilerin yanına gitti. Krallarla kral gibi nezaketle askerlerle de komutan gibi konuştu. Agamemnon bizi deniyor. Onun gerçek niyetini henüz bilmiyoruz. Daha önce savaş konseyini toplayıp saldırı planı yapmıştı. Onun onuru kral olduğu için Zeus tan geliyor kızdırmayalım Agamemnon’u . Bu dünyayı yöneten Zeus’tur o da Agamemnon’a yetki vermiştir” dedi.

Askerler içinde aleyhte konuşan olursa onları susturdu. “Emre itaat edin. Bir tek komutan vardır, o ne derse o olur. Her kafadan bir ses çıkmasın” dedi.

Adamlar toplanıp kendi aralarında tartışırken geride deniz kabarmış dev dalgalar çıkmıştı.

Herkes hizaya girdi, disiplin sağlandı ancak Thersites halen konuşmaktaydı. Ağzına geleni söylüyordu, krallara hakaret ediyordu. Bu adam Truva’ya gelen askerler içindeki en çirkin adamdı. Bacakları yamuk, kamburu çıkmış, göğsü içine çökmüş, kafası sivri saçları yün gibi..

İlyada daki en uzun tarif verilmiş burada. Komutanlara karşı gelen adam fiziken de çirkin olarak tarif edilmiş.

Thersites susmuyordu. Agamemnon’a bağırmaya başladı. “Ey güçlü kuvvetli kral, hala ne mızmızlanıyorsun? Altını gümüşü depoladın, güzel kadınları esir aldın daha ne istiyorsun? Esir aldığın askerler için Truvalıların ödediği fidyeler de yetmedi mi? Aşil’in elinden ganimetini aldın. O bile sustu. Sen hala doymadın” dedi.

Odyseus’un elindeki Agamemnon’un asası adamın sırtına indi. “Böyle konuşmaya devam edersen parçalarım seni” dedi Odyseus. Adam acıyla eğildi gözlerinden yaş boşaldı. Çivili asanın vurduğu yer kabardı.

Odyseus isyanı bastırmıştı. Artık kimse sesini çıkaramadı. Odyseus’u övmeye başladılar. Ithaca’ lı kahramanın yanı başında Athena’nın gözleri parlıyordu.

Kral’ın gücünü simgeleyen asa Odyseus’un elindeydi, hitabet kabiliyetiyle orduyu hizaya sokan da oydu, ancak gene de Agamemnon’a hitaben güzel bir konuşma yaptı “Ordu emrine hazırdır. Esasında bir ay bile insanın yurdundan ayrı kalması çoktur ama bir burada dokuz senemizi doldurduk. Ancak Truvayı almadan gitmeyeceğiz. Buraya gelirken bir yılanın dokuz kuşu yuttuğunu görmüştük bu savaşın dokuz seneden önce sonuçlanmayacağı belliydi. Onuncu senede zafer bizim olacak” dedi.