25 Ağustos 2026 Salı

GENÇ ADAM

 GENÇ ADAM

JULIEN SOREL




Bugünkü konumuz, Fransız yazar Stendhal’in Kırmızı ve Siyah adlı meşhur romanının kahramanı Julien Sorel.
Julien, Fransa’nın İsviçre sınırına yakın bir yerde Doubs Nehri kıyısında Verriere adında “hayali” bir kasabada doğmuş. Stendhal sanırım özellikle gerçek bir yer ismi kullanmamış, çünkü romanda o kasabanın rahiplerinin, belediye başkanının ve önde gelen kişilerinin adları geçiyor.
Julien’in babası doğramacılık işi yapıyor. Yaşadıkları yer dağlık, ormanlık bir yerdi. Oğulları da onunla çalışıyor.
Ailenin erkekleri iri yarı, kaba saba ve okumamış kişiler, ancak Julien ince zarif yapılı bir genç. Okumaya çok meraklı. Vaktiyle Napolyon’un ordusunda cerrah olarak görev yapmış bir doktor emekli olunca o bölgeye yerleşmiş ve Julien’e Latince ve tarih konularında ders vermiş.
Çocuğun çok yetenekli olduğu anlaşılınca, Chélan isimli bir papaz da kendisine ilgi gösterip, ilahiyat dersleri vermeye başlamış.
Julien’in annesi küçük yaşta ölmüş ve hayatında kendisine şefkat gösterecek bir anne figürü olmamış.
Vaktini okumakla geçirmeyi seviyor. Esasında dinle bir alakası yok. İnanmıyor ama geleceği için rahip olmanın iyi olacağını düşünüyor.
Sevdiği üç kitap:
Jean Jacque Rousseau’nun İtiraflar isimli hayat hikayesi,
Napolyon’un Grand Armée adını verdiği ordusunun Bültenleri ve
Napolyon’un St. Helena Adası'nda sürgündeyken dikte ettirdiği Hatıratı.
Tahmin edileceği gibi, Julien, Napolyon hayranı bir genç, onun yaptığı savaşları ve yaşamını idealize ediyor.
Bu üç kitaptan Rousseau’nun İtirafları oldukça dürüst bir şekilde yazılmış bir otobiyografi. Bu türün ilk örneklerinden biri. Genellikle otobiyografilerde yazar kendi hayatını ve düşüncelerini biraz daha pozitif bir ışıkta göstermeye çalışır, ama Rousseau’nun İtiraflar’ı için “insanı rahatsız edecek kadar dürüst” ifadesi kullanılıyor.
Napolyon’un ordusunun günlükleri ise tam tersine yalan dolandan ibaret. Onun için “ordu bülteni gibi yalan” sözü çıkmış. Napolyon savaştayken ordu bültenlerini Paris’e propaganda amacıyla gönderiyor, kendisini ve ordusunu daima kahraman gösteriyordu. Sezar’a ve Büyük İskender’e hayrandı. O da Julien gibi çok okumuştu gençliğinde.
Genç adam Latinceyi çok iyi öğrenip İncil’i de ezberlediği için rahip Chélan’ın sevgisini kazandı. Tabiatının keresteciliğe uygun olmaması, babası ve ağabeylerinden hep dayak yemesi sebebiyle iyi yürekli rahip onu kurtarmak istedi.
Belediye Başkanı M. de Renal’in üç oğlu vardı ve Julien’in bu çocuklara Latince öğretmesi için rahip aracı oldu.
Mösyö de Renal çok zengin bir adam. Onun da çivi fabrikası vardı. Zenginliğini göstermek istiyordu ve ailesiyle birlikte şato gibi duvalarla çevrili bir evde yaşıyordu.
Julien’in rahibin bu düşüncesinden haberi yoktu. Belediye Başkanı işyerine gelerek, bu teklifi yaptığında baba Sorel şaşırdı “oğluma sorayım” diyerek Julien’i bulmaya gitti. O sırada Julien’in işinin başında olması gerekiyordu. Fakat o oturmuş gene Napolyon’un St. Helena Hatıratı’nı okumaya dalmıştı.
Baba seslendi, oğlu duymadı çünkü makinelerin gürültüsü vardı. Yaşlı adam yanına geldi, kitabı tuttuğu gibi ırmağa attı, Julien’e de bir yumruk patlattı:
“Ben seni işe bak diye gönderdim sen gene lüzumsuz kitaplar okuyorsun”
Babanın okuma yazması olmadığı için kitap okuma zevkinden habersizdi.
Julien kendine gelince onu sorguya çekti:
“Bu iş nereden çıktı? Benden habersiz ne işler çeviriyorsun?”
Gencin bir şey bilmediğini anlayınca ona bu işi kabul etmesini söyledi.
Julien, “Ben belediye başkanının evinde hizmetkâr olmak istemiyorum,” dedi.
“Hizmetkâr değil, çocukların Latince hocası olacaksın”
“Kimle yemek yiyeceğim, aileyle sofraya mı oturacağım yoksa diğer çalışanlarla mutfakta mı yiyeceğim?”
“Aileyle beraber olacaksın.”
“Ücret ne kadar?” ....
Böyle konuşmalardan sonra, Julien cesaretini toplayarak belediye başkanının şatosuna gitti.
Kapıyı Madame Rénal açtı. Otuz yaşında çok güzel zarif bir hanımdı. Bu güzelliği görünce Julien’in eli ayağına dolaştı. Zaten çevresinde konuşabildiği sınırlı sayıda insan vardı. Böyle bir lüks eve ilk defa geliyordu. Ev sahibesi de Latince öğretmeninin bu kadar genç olmasına şaşırmıştı:
“Gerçekten Latince biliyor musun?”
“Evet, efendim.”
“İyi biliyor musun?”
“Papaz kendisi kadar hatta daha iyi bildiğimi söylüyor”
.......
“Çocuklarımı dövmezsin, değil mi?”
“Ben sizin emrinizden çıkmam, hanımefendi.”
O zamanlar hocalar çocukları dövüyor, sert davranıyordu. Genç annenin korkusu buydu. Julien’in kibar tavırlarını görünce rahatladı.
Mösyö Rénal, Julien’in yeni konumuna uygun giyinmesini istiyordu. Onu terziye gönderip iki takım siyah elbise yaptırttı.
Çocukları artık şehirde dolaşırken başlarında Latince hocaları olacak, herkes onlara hayran kalacak, rakipleri kıskanacaktı.
Her şey güzel başladı, değil mi? Ama karışıklıklar geliyor. Roman, Fransız romanı illa ki bir aşk olacak. Çok güzel ve naif Madam Rénal ile çocuklarının hocası kendisinden on yaş küçük Julien’in aşkı.
Aslında kadının aklına hiç öyle bir şey gelmemişti başlangıçta, ama onun küçük beyaz elleri Julien’in aklına fena halde takılmıştı. Ne yapıp edip o elleri tutacaktı…

19 Ekim 2024 Cumartesi

ART

 

Nike of Samothrace (c.190 BC) 
The statue has been exhibited at the Louvre Museum since 1884







Zeugma Mosaic, Gaziantep, Turkey


Dancer Antonio Canova


Hagia Sophia


1 Ekim 2024 Salı

Elanor 2

 


Fransa tahtında o sırada Şişman Louis bulunuyormuş. Onun da ilk oğlu Philip attan düşüp ölmüş, aslında kilise hizmetine girmek isteyen ve manastır hayatını tercih eden ikinci oğlu Louis tahta varis olmuş. Bu üç kişinin Elanor Matilda ve Louis’nin hayatları aslında tahta geçecek olan kardeşin ölümüyle değişmiş.

Aquitain Dükü William’ ın ölümü kendisine haber verildiğinde Fransa Kralı önce “Vah, vah” diye üzüntü belirtse de, haberciler çıkınca sevincini gizleyememiş. Adeta başlarına talih kuşu konmuş. Bu büyük dukalığın varisi Elanor ve kız kardeşi Petronilla kendisine emanet edilmiş.

Derhal oğlu Louis’yi beş yüz Şövalye ile yola çıkartıp Elanor’u almaya yollamış. Elanor ve Louis Bordeaux şehrinde Saint- Andre Katedralinde evlendirilmiş. Yapılan anlaşmaya göre babasından kalan dukalık Elanor’un olmaya devam edecek, ancak bir oğlu olur da Fransa tahtına geçerse o zaman Elanor’un toprakları Fransa tahtına katılacakmış. Elanor’un Louis’ ye evlenme hediyesi olarak verdiği kristal vazo bugün Louvre Müzesinde sergileniyor.

Bordeaux dan Aquitain’in başkenti Poitiers’ e geçmişler. Orada Elanor’un sarayında kalmışlar. Louis ’ye Poitou Kontu ve Aquitain Dükü unvanları verilmiş.

Paris’e dönerken yolda Louis’nin babasının ölüm haberi alınmış ve o andan itibaren kocasının kral olmasıyla beraber, Elanor Fransa Kraliçesi ilan edilmiş.

Kader ağlarını çok hızlı bir şekilde örmüş, peş peşe gelen bu ölümlerle çok genç yaşta Louis ile Elanor sorumluluk yüklenmişler.

Ancak aralarında karakter uyuşmazlığı olmuş, Elanor, Aquitain sarayında daha serbest yetişmiş, Paris’ te saray hayatı daha resmi, daha formal o yüzden Kraliçe’den beklentiler daha farklı olmuş. Elanor yeteri kadar ağır başlı bulunmamış, saray halkı ve kilise yetkilileri tarafından arada bir eleştiriliyormuş. Louis Elanor’a ilk görüşte âşık olsa da, Elanor ondan aynı şekilde etkilenmemiş. Arada bir “Kralla mı evlendim papazla mı?” diyormuş.  Çünkü Louis papaz olmak için yetiştirilmiş daha dindar biriymiş. Ne yapalım o kadar kusur kadı kızında da bulunur.

 


Notre Dame kilisesinin de içinde bulunduğu İle de Cité’deki Cité sarayında oturuyorlarmış. Saray Elanor’un isteklerine göre yenilenmiş. Kardeşi Petronilla da oraya getirilmiş.

Louis’nin annesi de saraydan ayrılıp, yeniden evlenince, ortada kayınvalide sorunu da kalmamış.

Dante’nin Cennet bölümündeki rehberi Bernard Clairvaux vardı, Fransa’nın meşhur din adamı (İlahi Komedya’nın son bölümlerine kadar dayanabilmiş olan arkadaşlar hatırlarlar) o hiç beğenmemiş Elanor’u kılık kıyafet, hal ve davranıştan yüksek not alamamış.

İlerleyen bölümlerde göreceğiz genç çiftin kilise ile arasında sorunlar yaşanacak.

Devamı yarın…

 

Poitiers

30 Eylül 2024 Pazartesi

Elanor

 

 İngilter


e Kralı 1. Henry’nin kızı, Kutsal Roma İmparatoru 5. Henry’nin eşi (sonradan Anjou Kontu Geoffrey’nin eşi) ve İngiltere Kralı 2. Henry’nin annesi) olan  İmparotoriçe Matilda’nın hayat hikayesini anlatmıştım. Ondan sonra gelini Elanor’u anlatmadan olmaz. Orta çağda yaşamış çok renkli bir hayat hikayesi olan Aquitain Düşesi Elanor 1124-1204 yılları arasında yaşamış.

Aquitain bölgesi Fransa’nın güney batısında yer alıyor. Aqua Latince su anlamında. İsminden de anlaşılacağı gibi sulak ve bereketli topraklar. Bordeaux şarapları ve diğer kıymetli ürünler yetişiyor.

Elanor’un babası Aquitain Dükü 10. William. Fransa’nın en zengin adamlarından biriymiş döneminde. On ikinci yüzyılda Fransız Kralı’nın toprakları sadece Paris ve çevresiyle sınırlıydı. Matilda ‘nın hikayesinde gördüğümüz gibi Normandiya ve Anjou Bölgesi İngiliz Krallarının eline geçmişti. Ancak bunlar Normandiya ve Anjou bölgesi için Fransız Kralına bağlıydılar ve vergi veriyorlardı.

Aquitain Dukalığı da aynı şekilde Fransa Kralı’na bağlı idi. Elanor Ailenin büyük kızıydı ondan küçük bir erkek bir de kız kardeşi vardı. Eğlenceli bir saray hayatları, saraylarında bulunan sanatçılar şairler trubadur denilen müzisyenler vardı. İlahi Komedya da İnferno 28. Bölümde adı geçen şair Bertran de Born da bu sarayın müdavimlerindendi. Elanor ile ilgili bilgilerin bir kısmı onun yazdıklarından geliyor.

Elanor iyi bir eğitim görmüştü. Ancak altı yaşındayken hem annesi hem de erkek kardeşi vefat etti.  Bu durumda Elanor babasının varisi oldu. Babası öldüğünde Aquitain Düşesi olacak bütün bu topraklar ona kalacaktı. Matilda gibi erkek kardeşinin ölümüyle varis olmuş ve gelecekte büyük sorumluluk üstleneceği belli olmuştu.

Hem çok güzel hem çok zengin bir aileden gelmesi dolayısıyla ileride kendisine çok kısmetler çıkacağı belliydi. O dönemde kız kaçırma adeti de vardı. Özellikle böyle zengin olan kızlar için, onları kaçırıp topraklarında hak iddia etmek isteyenler olabilirdi. Babası haklı olarak kızlarının geleceği için endişe etti. Kendi ölümü halinde önce Fransa Kralı’nın haberdar edilmesini kızının ve topraklarının ona emanet edilmesini Kral’ın haberi oluncaya kadar da ölümünün gizli tutulmasını istedi.

1137 yılında Aquitain Dükü William kızlarını Bordeaux Piskoposuna emanet ederek İspanya’nın kuzeyinde bulunan Compostela’ya, İspanya’nın koruyucu azizi olarak bilinen Yakup’un mezarını ziyarete gitti ve bu yolculukta vefat etti.

Hemen Bordeaux Piskoposuna ve ondan sonra da Fransa kralına haber göndermek için atlılar koşturuldu.

Elanor bu sırada 13 yaşında bulunuyordu.

Devamı yarın…

Aquitain Bölgesi


 


23 Eylül 2024 Pazartesi

Matilda'nın Hayatı Beşinci Bölüm

 


Biraz ara verdik ama unutmadık Matilda ’yı. Televizyonlarını yeni açan arkadaşlarımız için biraz özet geçelim.

İsimler hep aynı olduğu için karışıyor. Almanca kökenli Matilda ismi Savaşta kuvvetli anlamına geliyormuş. Kendisi de tarihe She wolf- dişi kurt olarak geçmiş. Kadınlarda bu isim, erkeklerde ise hep William veya Henry.

Matilda 1102-1167 yılları aramış, İngiltere kralı 1. Henry’nin kızı, İngiltere fatihi William ‘ın torunu, Alman Kralı Henry’nin eşi, İngiltere kralı 2. Henry’nin de annesi.

Küçük yaşta Alman sarayına gelin gitmiş. Kral Kutsal Roma İmparatoru olarak taç giydiğinde Matilda İmparatoriçe olmuş, kocasının ölümü üzerine İngiltere’ye dönmüş, erkek kardeşi William ın zamansız ölümüyle tahtın varisi olmuş.

Baronlar Henry’nin ölmesi halinde kızı Matilda’ ya bağlı kalacaklarına dair yemin etmişler. Halktan bazı kişiler kadın hükümdar olmayacağı gerekçesiyle karşı çıkmışlar.

Erkek torun özlemiyle babası Matilda’yı ikinci defa evlendirmiş. İlk evliliğinden Matilda’nın çocuğu olmamıştı. Anjou Kontu Geoffrey ile evlendirilen Matilda’nın zaman içinde üç oğlu olmuş.

Babası Henry’nin ölümü üzerine Fransa’daki topraklarından İngiltere’ye gitmek için harekete geçtiyse de hem o sıra üçüncü çocuğa hamile oluşu hem de Normandiya da çıkan isyanlar sebebiyle ilerleyemeyip evinden uzakta bir başka şatoda kalmış

Bu arada halasının oğlu Steven tahtı ele geçirmiş kendisine taraftar toplamış. Steven’ın kardeşi de başpiskopos olduğu için kilise kendisini destekliyormuş.

Matilda kendisine bağlı şövalyelerle Manş denizini geçip Steven’a karşı harekete geçmesiyle İngiltere Fatihi William ın iki torunu arasında taht mücadelesi başlamış, İngilizlerin Anarşi ismini verdikleri 20 yıl sürecek iç savaş çıkmıştı.

Bir ara üstünlüğü ele geçirdiğinde Westminster kilisesinde törenle kraliçe olmak istemiş ama halk toplanıp protesto edince bu emelini gerçekleştirememişti. İngiltere Kraliçesi yerine Lady of The English unvanı verildi kendisine.

Londra’da yaşanan karışıklıklardan sonra, kaçıp Oxford kalesine saklanmak zorunda kalmıştı.

 

Beşinci Bölüm

 

Matilda Oxford kalesine kaçmıştı ama durum çok karışıktı. Kimin kimi desteklediği belli değildi. Daha evvel Matilda’nın taraftarı olanlar şimdi Steven’dan yana oluyorlardı. Steven’ın eşi İngiltere Kraliçesi Matilda hala savaşıyor, tahtı İmparatoriçe Matilda’ya bırakmak istemiyordu.

Sonunda karlı bir kış günü Oxford Kalesi sarıldı. O kaleyi almak kolay değildi. Steven kendisini uzun bir kuşatmaya hazırladı. Matilda kamuflaj olarak beyazlar giydi, etrafındakilere de beyazlar giydirdi, gece gizlice kaleden kaçtı. Kaledeki askerler sabaha teslim olacaklardı.

Matilda Wiltshire da bir başka kaleye çekildi. Evvelce Steven’ ın elinde olan toprakları aldı. Paralı askerler tuttu. Steven’ ın yönetiminden memnun olmayanlar onun yanına koştu.

Şimdi artık iki taraf da birbirini yenemiyordu.

Matilda’nın eşi Anjou Kontu Geoffrey de 1144 yılında Normandiya da savaşıyordu. Sonunda bütün isyanları bastırarak, Normandiya’nın tamamına hâkim oldu.  Fransa kralı onu Normandiya Dükü olarak kabul etti.

 İngiltere ise güç dengesi sürekli değişiyor zaman zaman Matilda üstün duruma gelse de bir müddet sonra durum Steven’ ın lehine dönüyordu.

Bu arada İkinci Haçlı seferi başlamış Matilda taraftarlarından bazıları bu sefere katılmak üzere ayrılmıştı.

Şövalyeler, lordlar barış olsun istiyordu. Matilda ’nın kaldığı Devizes Şatosunda kilise hak ilan ediyor, Matilda şatoyu kiliseye vermezse kendisini aforoz edeceklerini söylüyordu.

Bunun üzerine bir anlaşma yapma vakti geldi. Matilda büyük oğlu Henry’yi İngiltere de bırakarak kendisi Normandiya’nın başkenti Rouen’e’ e geri dönmeyi kabul etti.

Geoffrey 1151 yılında ölünce, Henry Normandiya ve Anjou bölgesinin topraklarının sahibi oldu.

1153 yılında, Kilisenin de araya girmesiyle Matilda ‘nın Rouen’ de kalmasına, Steven’ ın krallığının devamına ancak tahtın varisi olarak Matilda ‘nın oğlu Henry’ nin atanmasına karar verildi.

O sırada Normandiya da gene isyanlar çıktı. Matilda o isyanları bastırdı.

1154’te Steven ölünce, Matilda’nın uğruna bunca sene savaştığı istekleri gerçekleşti, oğlu İngiltere Kralı oldu. Ailenin durumu güçlendiği için Normandiya’ daki isyanlarda sona erdi.

Artık İngiltere Kralı Normandiya Dükü ve Anjou Kontu olarak, Manş denizinin iki yakasında geniş bir alanda Henry’nin saltanatı başlamıştı. Aile bundan sonra Angevin Dynasty- Anjou Hanedanı veya aile simgeleri sarı çiçeğin Latince ismi dolayısıyla Plantegenest Hanedanı olarak anılacaktı.

 


17 Eylül 2024 Salı

Matilda'nın Hayatı- Dördüncü Bölüm

 

Lincoln, İngiltere



Henry’nin ölümü üzerine hem İngiltere hem de Normandiya’da karışıklıklar çıkmıştı. Aynı zamanda Geoffrey’de kendi memleketi Anjou ’da çıkan isyanlarla başa çıkmaya çalışıyordu.

Henry’nin evlilik dışı çok sayıda çocuğu bardı. Bunlardan Gloucester dükü Robert, baba bir anne ayrı kız kardeşi Matilda ’ya destek veriyordu. Onun da hem İngiltere’de hem Normandiya da toprakları vardı.

Matilda ‘nın halasının oğullarından Teobald Normandiya da kendisini kral ilan etti. O sırada Steven da İngiltere de kendisini kral olarak kabul ettirmeyi başarmıştı. Steven’ın haberi gelince Teobald a olan destek azaldı. Artık iki kutup vardı Matilda ve Steven.

Matilda kocası Geoffrey ile Anjou daki isyanları bastırıp Normandiya’ ya ilerledi. Alabildikleri kadar toprak alıp, yağmalayabildikleri kadar mal yağmaladılar.

Kilise Steven’a destek veriyordu. Matilda Papa ya haber yolladıysa da sonuç alamadı. İngilizlerin anarşi adını verdikleri iç savaş dönemi başlamıştı. Matilda ‘nın Normandiya’da hakimiyeti sağlayıp da İngiltere ye geçmesi 1139 yılını bulmuştu.

Matilda kardeşi Robert ın desteğiyle güneyden kuzeni David de İskoçya’ dan saldırmaya başladılar.

Steven ın eşinin adı da Matilda’ydı o da Steven a destek olmak için gemilerle Dover’ a gidip Robert ‘a karşı savaştı. O dönemde kadınlar siyasetin ve savaşın içindeydi.

Robert Normandiya da kalıp, Matilda ve Geoffrey’nin kendi kuvvetleriyle İngiltere’ye geçmesini bekledi. Bu arada Steven’ın eşi Kraliçe Matilda Dover’i almıştı.

Uzun bir mücadeleden sonra Lincoln savaşını kazanan Matilda 1141 yılında İngiltere Kraliçesi olarak taç giymek üzere Londra’ya geldi. Tören Westminster Kilisesinde yapılacaktı. Steven Bristol kalesine hapsedilmek üzere gönderildi. Ancak Robert’ta esir düştüğü için Matilda Steven’ın Robert karşılığında serbest bırakılmasını kabul etti.

Hazine Matilda ‘ya teslim edildi ama savaşlar yüzünden pek bir para kalmamıştı. Steven’ın tacı vardı sadece.

Kilise yetkilileri toplandı. Matilda’ya “Lady of England and Normandy” unvanı verildi. 24 Haziran da Westminster Kilisesinde yapılması planlanan taç giyme töreni gerçekleşemedi. Matilda Londra’ya gelmişti ama anlaşılan halk onu değil Steven’ı tutuyor ve başlarına bir kadın hükümdar istemiyordu.

Birdenbire büyük bir isyan patladı. Matilda son anda canını kurtarıp Oxford’a kaçtı. İngiltere Kraliçesi olamamıştı.

 

 


16 Eylül 2024 Pazartesi

Matilda'nın Hayatı Üçüncü Bölüm

 

Lyons la Forét- 1. Henry'nın Fransa'da öldüğü yer


Evlendiklerinde Matilda 25 Geoffrey 13 yaşındaymış. Matilda bu evliliği istemedi ama ölen kardeşi William ile Geoffrey nin kız kardeşi nişanlanmış bu iki hanedan arasında anlaşmalar yapılmış vaktiyle. William ölünce bu anlaşma yarım kalmıştı. Matilda ‘nın kocası da öldüğüne ve memleketine geri döndüğüne göre Geoffrey ile evlendirilebilirdi.

 Babası Henry bu arada başka bir kadınla evlenmiş (Matilda ‘nın annesi de ölmüştü) başka bir oğlu olur diye beklemişti. Olmayınca tek çare Matilda ’yı Geoffrey ile evlendirmek diye düşündü. Başpiskopos da bu evliliği destekledi. Matilda yı ikna etmeye çalıştı. Matilda’ ya babası çeyiz olarak Normandiya’da şatolar verdi ve evlilik gerçekleşti.

O zamanlar Haçlı Seferleri başlamış, Orta Doğu’yu yağmalamaya Viking lideri Rollo’nun soyundan gelip de Fransa’ya yerleşen orada kont olan bu savaşçılar herkesten evvel koşmuştu. Geoffrey ’nin babası Anjou Kontu 5. Fulk, Kudüs kralı olmuş kendi kontluğunu da oğlu Geoffrey’e bırakmıştı.

Matilda ’da mutlu olmadı, İngiltere’ye geri döndü ama tekrar anlaşma sağlandı ikna edildi, gene kocasının yanına Fransa’ya geçti. 1133 de ilk oğlu Henry doğdu. Babası çok sevindi Rouen’e gelip bebeği gördü. İlerde tahta geçecek olan torun doğmuştu.

 Geoffrey ismini verdikleri ikinci oğlunun doğumu çok zor oldu. Matilda kendisinin öleceğini düşünerek gömüleceği yeri babasına vasiyet etti ama kurtuldu neyse ki.

Bu ikinci çocuktan sonra Matilda orada kendisine verilen birkaç şatoyla yetinmeyerek, Normandiya’nın tamamen kendisine verilmesini istedi. Böylelikle oğlunun geleceğini teminat altına almak istiyordu. Ama babası kabul etmedi. Geoffrey e güvenmiyor kendi sağlığında Normandiya’ yı vermek istemiyordu.

Baba kızın araları açıldı. O arada isyan çıkmıştı Matilda isyancılardan yana oldu. Bu kargaşa devam ederken kral 1. Henry beklenmedik bir şekilde öldü.

Matilda o arada üçüncü çocuğuna hamile olmasına rağmen, hem Anjou daki isyanlarla mücadele etti hem de Normandiya’yı tamamen ele geçirmeye çalıştı. Kral’ın ölümü üzerine her yerde isyanlar çıkıyordu. Bazı kuzenleri ve bazı baronlar Matilda ‘yı destekliyorlardı.

Matilda ’nın halasının oğlu Stefan o sırada Bolonya da bulunuyordu. Tahtı ele geçirmek için derhal İngiltere’ye hareket etti.

Stefan’ın kardeşi de Wincester piskoposuydu, kilise Stefan’ı destekledi.

Stefan Westminster Kilise’ sinde 22 Aralık 1135 de taç giydi. (Bugün bildiğimiz Westminster Abbey sonradan yapılmış bu onun yerindeki eski kilise)

Böylece İngiltere Fatihi 1. William’ın iki torunu arasında büyük mücadele başlamış oldu.

 


Resim: Fransa'nın Montagu le mans bölgesi- burada bir yerde evlenmiş Geoffrey ile.