On sekizinci yüzyılın ortalarında Fransa ve
İngiltere arasında 1756-1763 yılları arasında Yedi Yıl Savaşları yaşanmıştı.
İngiltere, Prusya ve diğer bazı Alman krallıkları ile Fransa ise eski düşmanı
Avusturya ile birlik oldu.
Prusya ve Avusturya Orta Avrupa’da
etkinliklerini artırabilmek için birbirleriyle savaşıyorlardı. Fransa ve
İngiltere ise hem Amerika kıtasındaki hem de Güney Asya’daki sömürgeler için
savaşmaktaydı. Aralarında büyük bir üstünlük mücadelesi vardı.
Bir ateş yanmaya başlayınca kolay kolay
sönmedi ve giderek büyüdü. Amerika kıtasında iki taraf da kendilerine yardım
eden yerlilerle birlikte özellikle Amerika’nın Fransız kontrolündeki orta
bölgeleri için savaştılar.
AKADYA SÜRGÜNÜ
Bugün Kanada’nın Atlantik kıyılarındaki
eyaletlerinde ve Amerika’nın Maine
bölgesinde yerleşmiş bulunan Fransız nüfus yerlerinden sürüldü. Fransızlar bu
gölgeye Acadia ismini vermişti. Bu sürgün de Acadyalıların sürgünü olarak anılıyor.
On dört bin Akadyalıdan on bir bini başka yerlere yerleşti. Beş bine yakın kişi açlıktan, hastalıktan ve gemi kazalarından dolayı öldü. Bu bölgelere de daha
çok İskoçya’dan gelenler yerleştirildi.
KANADA
İngilizler Kanada’da Quebec City’yi 1759 yılında, Montreal’i 1760 yılında ele geçirdiler ve 1763 yılında imzalanan Paris Anlaşması’yla Kanada’yı Fransızlardan resmen almış oldular.
MALİ YIKIM
İngiltere savaşı kazandı, kazanmasına ama bu
yedi yıl dünyanın dört bucağında süren savaş bütçeyi zorlamıştı.
İngiltere idaresi altına aldığı bölgeleri korumak
ve orada kendi egemenliğini kurmak için daha fazla askere ihtiyaç duyuyordu.
Kendi memleketinde halkı daha fazla vergi yükü
altında tutamayacaktı, bu sebeple Amerika kıtasında vergileri artırmak istedi.
“Biz sizi Fransızlardan koruduk, siz de bize daha fazla vergi verin” argümanı
nedense Amerika’da tutmadı(!)
Çeşitli vergiler ihdas edildi; bunlar içinde Stamp
Act denilen günlük gazelerden, içkiden, oyun kağıtlarından ve resmi
belgelerden alınan pul harcı ve Amerika’da konuşlandırılan İngiliz askerlerine barınma
sağlanmasıyla ilgili olan Quartering Act çok tepki topladı.
İngiltere mecburen pul harcını (Stamp Act’i
)kaldırdı ama başka vergiler koydu.
BOSTON KRİZİ ve ÇAY MESELESİ
1770 yılında Boston’da bulunan İngiliz
askerlerine halk tepki gösteriyor, onları taşlıyordu. Bunun üzerine askerler
halka ateş açtı ve beş kişiyi öldürüp altı kişiyi yaraladı.
İngiltere East India Company adıyla
bilinen büyük bir şirkete Amerika’da çay satma tekelini vermişti. İngiliz
aleyhtarlığı büyüyordu.Bütün bunlar İngiltere’nin despotluğu olarak
görülüyordu. Amerikalılar daha çok Aydınlanma Çağı'ndan etkilenmiş, özgürlük ve
bağımsızlık yanlısı insanlardı.
Bir grup muhalif, Kızılderili kıyafetine
bürünüp East India Company'nin gemisine çıktı.Gemide buldukları büyük miktardaki
çayı Boston Limanı'nda denize döktüler.
İngilizler Boston Limanı'nı kapatıp
Massachusetts eyaletinin hükümetine baskı yapmaya başladı.1775 yılının Nisan-Haziran ayları arasında kanlı çatışmalar oldu.
BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ
1776 yılının 4 Temmuz’unda (bugün Amerikan
Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyor) Thomas Jefferson’un kaleme aldığı
Bağımsızlık Bildirgesi yayınlandı.
Bunun önemi nedir?
Bu bildirgede, hükümetin gücünü halktan aldığı,
hükümetin esas vazifesinin vatandaşın haklarını korumak olduğu, halkın vazgeçilemez
hakları (unalienable rights) olduğu, bu haklar tehlikeye girerse halkın
hükümette değişiklik yapabileceği veya hükümet yetkisini bu kişilerden
alabileceği öngörülüyordu.
FRANSA’NIN YARDIMI
Fransa, yenildiği Yedi Yıl Savaşları'nın intikamını almak için Amerikalılara yardım etmeye karar verdi. Devrimcilere para ve
malzeme tedarik etti. O sırada İngilizler Batı Hint Adaları'nda Fransızlarla
savaşa devam ettikleri için yeterli malzemeyi Amerika’ya gönderemediler. 1778’de
Fransa bilfiil Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katıldı.
Amerikan halkı monarşiye karşıydı,
aristokratların Avrupa’daki gibi söz sahibi olmalarını da istemiyordu. Artık
Cumhuriyet kurulacaktı. 1787'de Filadelfia’da anayasa yazılmaya başlandı ve
1789’da yürürlüğe girdi.
"Kuvvetler Ayrılığı" prensibine göre yasama, yürütme ve yargı erklerinin görevleri belirlendi. İfade, basın, din, toplanma
özgürlükleri gibi temel haklar teminat altına alındı.
Ancak kölelik devam ediyordu. Kadınların seçme
ve seçilme hakkı henüz yoktu. Eşitlik ve özgürlük idealleri beyaz ve paralı
erkeklere aitti. Oy verebilmek için toprak sahibi olmak gerekiyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder