11 Ekim 2026 Pazar

AMERİKAN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNE GİDEN YOL

 


On sekizinci yüzyılın ortalarında Fransa ve İngiltere arasında 1756-1763 yılları arasında Yedi Yıl Savaşları yaşanmıştı. İngiltere, Prusya ve diğer bazı Alman krallıkları ile Fransa ise eski düşmanı Avusturya ile birlik oldu.

Prusya ve Avusturya Orta Avrupa’da etkinliklerini artırabilmek için birbirleriyle savaşıyorlardı. Fransa ve İngiltere ise hem Amerika kıtasındaki hem de Güney Asya’daki sömürgeler için savaşmaktaydı. Aralarında büyük bir üstünlük mücadelesi vardı.

Bir ateş yanmaya başlayınca kolay kolay sönmedi ve giderek büyüdü. Amerika kıtasında iki taraf da kendilerine yardım eden yerlilerle birlikte özellikle Amerika’nın Fransız kontrolündeki orta bölgeleri için savaştılar.

AKADYA SÜRGÜNÜ

Bugün Kanada’nın Atlantik kıyılarındaki eyaletlerinde  ve Amerika’nın Maine bölgesinde yerleşmiş bulunan Fransız nüfus yerlerinden sürüldü. Fransızlar bu gölgeye Acadia ismini vermişti. Bu sürgün de Acadyalıların sürgünü olarak anılıyor. On dört bin Akadyalıdan on bir bini başka yerlere yerleşti. Beş bine yakın kişi açlıktan, hastalıktan ve gemi kazalarından dolayı öldü. Bu bölgelere de daha çok İskoçya’dan gelenler yerleştirildi.

KANADA

İngilizler Kanada’da Quebec City’yi 1759 yılında, Montreal’i 1760 yılında ele geçirdiler ve 1763 yılında imzalanan Paris Anlaşması’yla Kanada’yı Fransızlardan resmen almış oldular.

MALİ YIKIM

İngiltere savaşı kazandı, kazanmasına ama bu yedi yıl dünyanın dört bucağında süren savaş bütçeyi zorlamıştı.

İngiltere idaresi altına aldığı bölgeleri korumak ve orada kendi egemenliğini kurmak için daha fazla askere ihtiyaç duyuyordu.

Kendi memleketinde halkı daha fazla vergi yükü altında tutamayacaktı, bu sebeple Amerika kıtasında vergileri artırmak istedi. “Biz sizi Fransızlardan koruduk, siz de bize daha fazla vergi verin” argümanı nedense Amerika’da tutmadı(!)

Çeşitli vergiler ihdas edildi; bunlar içinde Stamp Act denilen günlük gazelerden, içkiden, oyun kağıtlarından ve resmi belgelerden alınan pul harcı ve Amerika’da konuşlandırılan İngiliz askerlerine barınma sağlanmasıyla ilgili olan Quartering Act çok tepki topladı.

İngiltere mecburen pul harcını (Stamp Act’i )kaldırdı ama başka vergiler koydu.

BOSTON KRİZİ ve ÇAY MESELESİ

 

1770 yılında Boston’da bulunan İngiliz askerlerine halk tepki gösteriyor, onları taşlıyordu. Bunun üzerine askerler halka ateş açtı ve beş kişiyi öldürüp altı kişiyi yaraladı.

İngiltere East India Company adıyla bilinen büyük bir şirkete Amerika’da çay satma tekelini vermişti. İngiliz aleyhtarlığı büyüyordu.Bütün bunlar İngiltere’nin despotluğu olarak görülüyordu. Amerikalılar daha çok Aydınlanma Çağı'ndan etkilenmiş, özgürlük ve bağımsızlık yanlısı insanlardı.

Bir grup muhalif, Kızılderili kıyafetine bürünüp East India Company'nin gemisine çıktı.Gemide buldukları büyük miktardaki çayı Boston Limanı'nda denize döktüler.

İngilizler Boston Limanı'nı kapatıp Massachusetts eyaletinin hükümetine baskı yapmaya başladı.1775 yılının Nisan-Haziran ayları arasında kanlı çatışmalar oldu.

BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ

1776 yılının 4 Temmuz’unda (bugün Amerikan Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyor) Thomas Jefferson’un kaleme aldığı Bağımsızlık Bildirgesi yayınlandı.

Bunun önemi nedir?

Bu bildirgede, hükümetin gücünü halktan aldığı, hükümetin esas vazifesinin vatandaşın haklarını korumak olduğu, halkın vazgeçilemez hakları (unalienable rights) olduğu, bu haklar tehlikeye girerse halkın hükümette değişiklik yapabileceği veya hükümet yetkisini bu kişilerden alabileceği öngörülüyordu.

FRANSA’NIN YARDIMI

Fransa, yenildiği Yedi Yıl Savaşları'nın intikamını almak için Amerikalılara yardım etmeye karar verdi. Devrimcilere para ve malzeme tedarik etti. O sırada İngilizler Batı Hint Adaları'nda Fransızlarla savaşa devam ettikleri için yeterli malzemeyi Amerika’ya gönderemediler. 1778’de Fransa bilfiil Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katıldı.

Amerikan halkı monarşiye karşıydı, aristokratların Avrupa’daki gibi söz sahibi olmalarını da istemiyordu. Artık Cumhuriyet kurulacaktı. 1787'de Filadelfia’da anayasa yazılmaya başlandı ve 1789’da yürürlüğe girdi.

"Kuvvetler Ayrılığı" prensibine göre yasama, yürütme ve yargı erklerinin görevleri belirlendi. İfade, basın, din, toplanma özgürlükleri gibi temel haklar teminat altına alındı.

Ancak kölelik devam ediyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkı henüz yoktu. Eşitlik ve özgürlük idealleri beyaz ve paralı erkeklere aitti. Oy verebilmek için toprak sahibi olmak gerekiyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder