19 Ocak 2019 Cumartesi

Büyükbaba' nın Floransa' sı



Asalet karşısında gurura kapılabiliriz;
Çünkü asalet az bulunan bir şeydir.
Ben burada, daha dikkatli olmam gereken Cennet'te bile
 asalet karşısında çok gururlandım.
Ama asalet öyle bir şeydir ki devamlı iyi huyla beslenmezse
zaman içinde kaybolur gider.
Zamanın acımasızlığına dayanamaz.
Savaş Tanrısı Mars heykeli- Roma

"Siz" diye hitap ederek başladım konuşmama,
İlk olarak Romalıların  Sezar' a hitaben kullandığı ama günümüzde
Artık o kadar kullanılmayan "Voi" ile.
Bunu duyunca gülümsedi Beatrice,
 sanki hatamı yakalamış gibi.
"Siz benim atamsınız,
Beni daha cesur konuşmaya teşvik ettiniz.
Sizin sayesinde olabileceğimin en iyisi oldum."
İçim öylesine nutlulukla doldu ki taşıyamaz oldum.
"O zaman bana anlatın;

Sizin atalarınız kimlerdi? Nerede doğdunuz?
Sizin zamanınızda Floransa nasıl bir yerdi?
Hazreti Yahya‘nın takipçileri nasıl insanlardı?
Kaç kişiydiler?
Aralarında hangileri övgüye layıktı?"
Ateşin rüzgarla yeniden alevlenmesi gibi bu sorum üzerine dedemin ruhu,
Daha da parıldadı.

O ışıltının içerisinde yumuşak bir sesle cevap verdi:
 "İlk defa "Ave" denmesinden, benim doğumuma kadar
  Mars'ın Aslan burcuna girmesi arasında beşyüz otuz yıl geçmişti.
(Dünya yılıyla 1096.)
Ben ve atalarım Floransa da yarışların başladığı mahallede doğduk.
Ama bu konularda sessizlik daha iyidir.
Mars heykeliyle  Hazreti Yahya Vaftishanesi arasında
 yaşayan adamların çoğunun eli silah tutardı o zamanlar.
Şehrin sakinleri karışmamamıştı daha;
 dışarıdan gelenler olmamıştı.
O eski komşular ne kadar güzeldi!
Şehrin o eski sınırları içerisinde yaşamakta öyle.
Yeni gelenler karışıklık çıkardılar;
Klise, " yönetime" karşı  "bir ana gibi" davranmadı.
Klisenin yanlış hesaplarından dolayı şehre bazı tüccarlar ve tefeci takımı dadandı.
Öyle olmasaydı asilzadeler halen daha şatolarında oturuyor olacaklardı.
Beden nasıl yiyeceğin fazlasından zarar görür sıhhatini kaybederse;
Bazan şehirlerde yeni gelen göç dalgalarıyla bozulurlar.
Luni ve Urbisaglia da böyle oldu.
Şehirlerin böyle felakete uğraması düşünülünce
bazı ailelerin zaman içinde solmasına, kaybolmasına da şaşırılmaz.
Her kurum eninde sonunda dağilır.
Herşey kendi ölümünü içinde taşır.
Nasıl ayın döngüsü devamlı değişirse
Floransa' nın kaderi de seneden seneye değişir.
Onun için bazı ailelerin talihinin dönmesine sakın şaşırma

Bazı iyi bildiğim aileler düşüşteler şimdi.
Bazısı yönetmeyi biliyordu bazısının altını çoktu ama şimdi eskisi gibi degiller.
Kendi gururlarının kurbanı oldular.
 Bir zamanlar altınları parlıyordu
Kendilerini papalık imkanlarıyla iyice şişmanlattılar
Kendini beğenmişlikle ejdarha kesildiler
Kaçana aslan kovalayana kuzu oldular
Kendilerinden dişlisini veya rüşvet vereni görünce hemen boyun eğdiler
Sonradan görme Donato kayınpederi sayesinde bu ailelerin arasına girdi
Pera ailesi eski surların içerisindeydi.
Floransa nın kaderi o kırık heykelin ayakları dibine bir kurban bırakmaktır.
Keşke herşey eskisi gibi kalsaydı;
Keşke zambak tersine dönmeseydi
Nefretle kan kırmızı olmasaydı…"
Floransa nin sembolu aslan Marzocco ismi Mars tan geliyor

16 Ocak 2019 Çarşamba

Büyükbaba

Cennet Kanto 15



Hakiki cömert irade, hakkaniyeti arar;
Çarpıtılmış olan ise, açgözlülükle hareket eder.
Güzel lir çalgısı durdu;
Kutsal nağmeler sustu,

Benim duamı bekliyorlardı;
Gönüllerini açmış.
Benim gibi herşeyini geride bırakmış,
Şimdi aradıkları da gelip- geçici şeyler olan birinin,
Izdıraplarını dinleyeceklerdi.
Bir kuyruklu yıldız gibi içlerinden bir tanesi
Haç' ın ayak ucuna kaydı.
Parıldıyordu mutlulukla.
Haç' ın yanından ayrılmıyordu.
Anchies' in ruhu da, oğlunu böyle karşılamıştı.
(Aeneid in babası- Virgil' in destanında)

"Benim kanımdan olan;
Allahın rahmeti üzerine ölçüsüzce yayılmış olan;
Cennet kapıları kendisine iki defa açılacak olan" dedi.
Adama hayretle baktım, sonra dönüp güzel hanıma.
Şaşırmıştım,
Beatrice' in  gözlerindeki gülümsemeyle beraber,
Mutluluğumun zirvesine varmış olduğumu anladım.
Cennet'in en güzel yerindeydim.
Bu ruhu görmek benim için büyük bir zevkti.
Bizim için kavranması çok zor olan şeyler anlatmaya başladı;
Ölümlülerin anlayabileceği bir dilde...
Allah' a benim gibi bir torunu olduğu için
 ve torununa bahşedilen büyük ihsana  şükretti.
"Kaderin hiç değişmeyecek satırlarını okudum" dedi
"Oğlum, seni buraya getiren sana kanatlar veren hanıma da teşekkür ederim.
Benim seni görünce ne kadar sevindiğimi anladın.
Düşüncelerini okuyabiliyorum;
Burada düşünceler okunur.
Ama önce sesini duyayım; cesur kendine güvenli ve mutlu sesini."
Beatrice'e döndüm; gülümsedi,
 benim konuşma arzum kanatlandı.
"Eşitlikte kimse güneşi geçemez" dedim
"Isısını ve ışığını eşit olarak herkese dağıtır.
Siz ruhlar da burada Allah' ın bahşettiği sevgi ve akıldan
 aynı oranda payınızı almışsınız.
Dünya da böyle bir eşitlik yoktur.
Bana gösterdiğin baba sevgisine teşekkür ederim
Parlak taçdaki en güzel mücevher
Bana ismini bahşet!"

"Ben senin atalarındanım.
Senin köklerin bende;
Sana ismini veren adam,
Araf' ta beklemekte- ilk kısmında (gurur)
Benim oğlum senin büyük dedendir.
Sen hayır işleyerek onun bekleme süresini kısaltacaksın.
Fabio Borbottoni* Floransa

Floransa bizim zamanımızda eski surların içinde
Mütevazi ve namusluydu.
Huzur içinde yaşardı.
Şimdiki gibi kafasında taç; boynunda ziynetler yoktu.
Süslü elbiseler giymez,
göreni baktıran dar kemerler takmazdı.
Kız çocuk doğunca, ' bunun çeyizini nasıl hazırlayacağız, kime vereceğiz'
diye babalar heyecanlanmazdı.
Ölçü aşılmamıştı.

Malikaneler boş değildi.
Asur Kralı Sardanapalus' un ismi duyulmamıştı.
Hanımların yüzü boyalı değildi;
Evlerınde yün eğiriyorlardı.
Beyler basit bir deri kemer takıyorlardı,
 altınlı pırlantalı değil.
Hanımlar nerede gömüleceklerini biliyor;
Ve erkekler tarafından Fransa için terkedilmiyorlardı.
Beşiği sallarken Truvalı'ların Romalı'ların ve
 Floransalı'ların eski hıkayelerini anlatıyorlardı.
Annemin duası üzerine Meryem Ana şefaatçi oldu da
Ağrısız doğumla dünyaya geldim.
Vaftizhane de Cacciaguida ismini aldım.
Kardeşim Moronto;
Eşim Eliseo Po vadisindendir.
Senin şimdiki adın ondan gelmedir.
Konrad 3 Kutsal Roma Germen Imparatoru (1093-1152)

Sonraları İmparator Konrad' a hizmet ettim.
Başarılarımdan memnun kaldı
Beni şövalye yaptı,
Onunla savaşa gittim.
O karışıklığın sorumlusu Papalar'dır.
Orada şehit düşüp Cennet' e kavuştum…
Konrad Macaristan Savaşında


15 Ocak 2019 Salı

Mars'a Çıkış


Dediler ki: "Biz, bir yığın kemik olduğumuz, un-ufak hale geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz o zaman mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"
Isra Suresi 49. ayet

Yuvarlak bir kaptaki suyun, merkezden kenara,
 kenardan merkeze hareketı gibiydi.
Aziz Thomas’ ın konuşması bitince birden anladım;
Beatrıce’ in konuşmasıyla Thomas’ ınki arasında benzerlik vardı.
Onunki bitince Beatrice sevinerek konuşmaya başladı:
“Henüz sana söylemedi;
Ne konuşarak, ne de düşüncelerinde,
Ama yakında merak ettiğin bir başka şeyi de açıklayacak;
Ruhundaki bu ışık hep seninle kalacak.
Bir dahaki gelişinde de göreceksin bu ışığı ve zarar görmeyeceksin"
Dans eden, ilahı söyleyen ruhlar,
 Beatrice' in bu arzusunu duyunca daha da neşelendiler;
Daha da güzel şarkılar söylemeye başladılar.
Dünyada biri öldüğünde ağlayanlar,
Orada olmamızı dileyenler, buradaki rahmeti görmeliler!
Üç kere söyleniyordu şarkılar;
Bütün güzelliklerin ödülüydü bu melodiler.
Guitar player- Vermeer

Bu halkaların içerisinde en kutsal sesi duydum,
(Hazreti Süleyman'in sesi)
Belki de Meryem Ana'ya müjdeyi verirken,
O meleğin tatlı sesi de böyleydi.
Cennet'teki şenlikler devam ederken;
Bizden etrafımıza sevgi yayılıyordu,
"Parıltısı azmimizdendir.
Azmimiz vizyonumuz'dandır.
O vizyon ki herkesin değeri, yeteneği miktarıncadır.
Beden, yeniden kutsandığında, övüldüğünde, yine bizim elbisemiz olur.
O zaman şahsımız tamamlanmış olur işte.
Daha mutlu olur, daha çok mutluluk veririz.
Tanrının üzerimizdeki lutfu- nuru artar.
O ışık bizim onu daha iyi görmemizi sağlar.
Görüşümüz artınca, azmimiz de artar.
O azim etrafı hepten parlatır.
Kömür ateşe dönüşür ama ateşin parlaklığında kaybolur, görünmez olur,
Ama yanmaya devam eder.
Bedenlerimize tekrar kavuşunca parlaklığımızda artar
O ışık bizi yormaz.
Bütün bedenimiz yeni zevklere hazır olur."
Diğer ruhlar hemen "Amin" dediler bu söze;
Bedenlerine kavuşmayı sabırsızlıkla bekliyorlardı.
Sadece kendileri için değil, anne babaları ve bütün sevdikleri de
yeniden bedenlensinler diye beklemekteydiler.

Aaa, bak ışık kırmızılaştı daha da parladı ufukta!
Akşam oluyordu ufuktaki renkler gerçekti ama gerçek gibi değildi
İki halkanın etrafına başka ruhlar da geliyordu sanki
Kutsal Ruhun parıltısı ne kadar hızla yaklaşıyordu
Beatrice gülümsedi;
Belki de bu görüntüler hatıralarımızdandı
Tekrar semalara baktığımda, güzel hanımımla beraber;
 daha üst bir gezegene yükseltilmekte olduğumuzu  anladım
Bu Mars kırmızısıydı bildiğimiz kızıllığının çok ötesinde
Bütün kalbimle ve o ortak dille varlığımı Tanrıya sundum
Kendimi kurban etmek istediğimde,
 isteğimin hayırlı olduğu ve kabul edildiğini anladım
Tanrıya bu ışık için şükrettim.
Bu görüntü karşısında bilgeler bile şaşırdı;
Marsın kızıllığı içerisinde haç belirdi.
Dali- Paradiso 14


Haç üzerindeki Isa görüntüsü karşımızdaydı
Anlatılamayacak bir görüntüydü
Eline haçı alıp Hazreti Isa' yı takip edenler,
 benim bu sahneyi anlatamayışımı anlayacaktır.
Zira bu görüntü nefesimi kesti;
Haçın kolları arasında ve baştan aşağı çeşit çeşit ışıklar yanmaktaydı;
Birbirinin üzerinden geçiyordu ışık hüzmeleri.
Lady with a harp -Thomas Sully

Harpten veya violadan yayılan melodiler gibi,
 bu ışıklar da bir ahenk yayıyordu.
Neydi bilmiyorum ama
O melodi beni içine aldı.
Övgü vardı;
"Kalk!" diyordu;
"Fethet!"
Duyuyordum, ama manasına hakim olamıyordum;
Hiç bir şey beni böylesine etkisi altına almamıştı bu güne kadar.
Daha dönüpte bana barış getiren güzel gözlere bakamaıştım.
Her güzellikten sonra, dönüp Beatrice' e bakmış; heyecanımı onunla paylaşmıştım;
ama şimdi, işte dönüp bakamamıştım.
Onun güzelliği, yukarı çıktıkça daha da mükemmelleşiyordu aslında.


The virgin and the child Francesco Francia- detail Hermitage museum

Kanto 14
Cennet
Dante 
Ilahi Komedya
Çeviri: Elif Mat

14 Ocak 2019 Pazartesi

Hazreti Suleyman' in Tanridan bilgelik istemesi


Tevrat'ın Krallar Bölümünden

(Kanto 13 de sözü edilen bölüm)

The Queen of Sheba before Solomon attributed to Bonifazzio di Pitattio




Süleyman Tanrı'dan Bilgelik İstiyor
1 Süleyman, Mısır Firavunu'nun kızıyla evlendi. Böylece firavunla müttefik oldu. Eşini Davut Kenti'ne götürdü. Kendi sarayı, RAB'bin Tapınağı ve Yeruşalim'in çevre surları tamamlanıncaya kadar orada yaşadılar.
2 Halk, hâlâ çeşitli tapınma yerlerinde RAB'be kurban sunuyordu. Çünkü o güne dek RAB'bin adına yapılmış bir tapınak yoktu.
3 Süleyman babası Davut'un kurallarına uyarak RAB'be olan sevgisini gösterdi. Ancak hâlâ çeşitli tapınma yerlerinde kurban sunuyor, buhur yakıyordu.
4 Tapınma yerlerinin en ünlüsü Givon'daydı. Kral Süleyman oraya giderek sunakta bin yakmalık sunu sundu.
5 RAB Tanrı, Givon'da o gece rüyada Süleyman'a görünüp, “Sana ne vermemi istersin?” diye sordu.
6 Süleyman, “Kulun babam Davut'a büyük iyilikler yaptın” diye karşılık verdi, “O sana bağlı, doğru, bütün yüreğiyle dürüst biri olarak yolunda yürüdü. Bugün tahtına oturacak bir oğul vermekle ona büyük bir iyilik daha yapmış oldun.
7 “Ya RAB Tanrım! Ben henüz çocuk denecek bir yaşta, yöneticilik nedir bilmezken bu kulunu babam Davut'un yerine kral atadın.
8 İşte kulun kendi seçtiğin kalabalık halkın, sayılamayacak kadar büyük bir kalabalığın ortasındadır.
9 Bu yüzden bana öyle sezgi dolu bir yürek ver ki, iyi ile kötüyü ayırt edip halkını yönetebileyim. Başka türlü senin bu büyük halkını kim yönetebilir!”
10 Süleyman'ın bu isteği Rab'bi hoşnut etti.
11-12 Tanrı ona şöyle dedi: “Mademki kendin için uzun ömür, zenginlik ve düşmanlarının ölümünü istemedin, bunların yerine adil bir yönetim için bilgelik istedin; isteğini yerine getireceğim. Sana öyle bir bilgelik ve sezgi dolu bir yürek vereceğim ki, benzeri ne senden öncekilerde görülmüştür, ne de senden sonrakilerde görülecektir.
13 Sana istemediklerini de vereceğim: Yaşadığın sürece öbür kralların erişemeyeceği bir zenginlik ve yüceliğe ulaşacaksın.
14 Eğer sen de baban Davut gibi kurallarıma ve buyruklarıma uyup yollarımda yürürsen, sana uzun ömür de vereceğim.”
15 Süleyman uyanınca bunun bir rüya olduğunu anladı. Sonra Yeruşalim'e gitti, Rab'bin Antlaşma Sandığı'nın önünde durup yakmalık ve esenlik sunuları sundu. Ayrıca bütün görevlilerine de bir şölen verdi.
Raffaello Sanzio da Urbino (Raphael) (1483–1520), The Judgment of Solomon (1518-19), fresco, Loggia di Raffaello, Apostolic Palace, Vatican City.

Süleyman Bilgece Yargılıyor
16 Bir gün iki fahişe gelip kralın önünde durdu.
17 Kadınlardan biri krala şöyle dedi: “Efendim, bu kadınla ben aynı evde kalıyoruz. Birlikte kaldığımız sırada ben bir çocuk doğurdum.
18 İki gün sonra da o doğurdu. Evde yalnızdık, ikimizden başka kimse yoktu.
19 Bu kadın geceleyin çocuğunun üzerine yattığı için çocuk ölmüş.
20 Gece yarısı, ben cariyen uyurken, kalkıp çocuğumu almış, koynuna yatırmış, kendi ölü çocuğunu da benim koynuma koymuş.
21 Sabahleyin oğlumu emzirmek için kalktığımda, onu ölmüş buldum. Ama sabah aydınlığında dikkatle bakınca, onun benim doğurduğum çocuk olmadığını anladım.”
22 Öbür kadın, “Hayır! Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin!” diye çıkıştı. Birinci kadın, “Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan çocuk benim!” diye diretti. Kralın önünde böyle tartışıp durdular.
23 Kral, “Biri, 'Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin' diyor, öbürü, 'Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan benim' diyor.
24 O halde bana bir kılıç getirin!” dedi. Kılıç getirilince,
25 kral, “Yaşayan çocuğu ikiye bölüp yarısını birine, yarısını öbürüne verin!” diye buyurdu.
26 Yüreği oğlunun acısıyla sızlayan, çocuğun gerçek annesi krala, “Aman efendim, sakın çocuğu öldürmeyin! Ona verin!” dedi. Öbür kadınsa, “Çocuk ne benim, ne de senin olsun, onu ikiye bölsünler!” dedi.
27 O zaman kral kararını verdi: “Sakın çocuğu öldürmeyin! Birinci kadına verin, çünkü gerçek annesi odur.”
28 Kralın verdiği bu kararı duyan bütün İsrailliler hayranlık içinde kaldı. Herkes adil bir yönetim için Süleyman'ın Tanrı'dan gelen bilgeliğe sahip olduğunu anladı.

https://christiananswers.net/turkish/bible-tr/tr-1ki3.html
sitesinden alınmıştır.
Back to previous chapterNext chapter
Back • Next

13 Ocak 2019 Pazar

Ikinci Halka


Allah katında Isa'nın durumu Adem' in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol" dedi. Artık o olur.
Ali Imran 59. Ayet



Kanto 13
Cennet
Dante
Ilahi Komedya





Şimdi ne yazacağımı daha iyi anlamak isterseniz,
Gökyüzünün en parlak on beş yıldızını hayal edin ve
Bu imgeyi aklınızda -sanki elinizde sert bir taş tutarcasına-  tutun
O yıldızların ışığının puslu havayı nasıl deldiğini düşünün
Bu yıldızlara büyük ayı gurubundan yedi yıldız ve iki daha ilave edin
Bu yıldızların- aslında ruhların- iki halka halinde
 benim bulunduğum nokta etrafında dans ettiklerini,
 ve bu dansla Üç'ü- aslında üçün temsil ettiği- Bir'i kutsadığını hayal edin
ve Bir'in içindeki Iki'yi
Iki'nin içindeki Bir'i
Eğer insan oğlu bunu hayal edebilirse...


Ruhlar bu dansları yaparken ve bu ilahileri söylerken
durup bize baktılar
zevkten (Allah için ilahi söylemekten)
 bir başka zevke (Allah‘ın kulunu aydınlatma zevkine )geçerek
Aziz Thomas anlatmaya başladı:
"Beşinci yıldızın-Hazreti Süleymanın-  insanlarin en akıllısı olduğunu
Onunla bilgelikte kimsenin yaraşamayacağını söylediğimde şaşırmıştın değil mi?"
Gözlerini aç, iyi dinle şimdi beni;
Senin düşüncen ve benim anlatacaklarım birbirine uyuşacak ve
 tek doğru olacak sonunda
Bütün ölümlüler ve hiç ölmeyecek olanlar
(canlı ve cansız varlıklar)
Allahın sevgisiyle nuruyla nurlanırlar
O nur dünyaya inerken yaratıcı kaynaktan asla ayrılmaz
Tanrının sevgisinden ve Rahmetinden de asla ayrılmaz
Zekanın 9 kademesinden geçer de iner
Rahmeti öyle yayılır aleme
 diğer yıldızlara değer de iner
Maddenin özellikleri değişiktir;
 onun için kiminde çok parlar, kiminde az,
Her tohumdan başka başka meyveler çıkar;
Aynı cins ağacın kiminden daha iyi meyve çıkar,
Kiminde daha az lezzetli meyve.
Insanın tohumundan da, bazan daha yeteneklisi çıkar, daha değerlisi;
Her zaman iyi bir adamın iyi bir evladı olmaz.
Kiminin üzerinde nur daha çok parlar,
Kimi ressamın elinden hakiki sanat çıkar.
 kimi sanatı iyi bilse de, eli titrer  yapamaz, iyi netice alamaz.

Ama iki kişi var ki;
( Hazreti Adem ve Hazreti Isa)
Yaratadının ilk yarattığına nur aracısız geçmiştir.
Parıl parıl parıldar.
O ikisinde olana insanlık ulaşamayacaktır.
Ama sana daha iyi anlatabilmek için,
Hazreti Suleymanın hikayesini hatırlatayım.
Allah ona, " sana ne vereyim?” dediğinde
O bir kral olarak halkını daha iyi idare edebilmek için, Allah‘ tan "bilgelik" istemişti
Gereksiz sorulara cevap aramamıştı.
Benim kastettiğim Krallık bilgeliğiydi
Bu konuda benzersiz bir zekası vardır Hazreti Süleyman‘ ın.
Dikkat edersen "yükseldi" demiştim
Bildiğin gibi çok kral vardır ama aklı başında olanı azdır.
Bu söylediklerim ilk atamız Hazreti Adem ve
En çok Sevdiğimiz Hazreti Isa ya olan inancımızla bağdaşmaktadır.
„Evet” veya “hayır” diye bir sonuca varmadan önce acele etme
“Hakikate” doğru, ağır adımlarla ilerle.
Çünkü körlemesine giden,
 ne olduğunu bilmeden bir konu hakkında hemen hüküm veren
 akranları arasında akıllı sayılmaz.
Hemen fikir sahibi olmaya çalışan, kendi gururunu ön planda tutar ve hataya düşer.
Hakikate varmak için yola çıkmak;
Aslında bir beceri gerektirir.
Nasıl sanatını bilmeyen balıkçılar bazan eli boş dönerse
Bazan kıyıdan ayrılmamak,
 denize hiç açılmamak daha iyidir.

Monet

Arıus ve Sabelliıus ta hataya düştüler
Kutsal kitabı çarpıttılar
Kendi mantığına çok güvenmemeli insan
Bazan kışın da gül açabilir
Bazan koca denizi geçen gemi gelir de limanda batar.
Bazan bakarsın bir hırsız hidayete erer, cennete girer.
Bazan bakarsın zekatı bol veren saygıdeğer biri sonradan yoldan çıkar,
Kimin sonunun ne olacağını bilemeyiz..."


Çeviri: Elif Mat