5 Mart 2018 Pazartesi

Sen bu sınavdan geçtin...

Araf
Kanto 27



"Mutluluk Meleği" göründüğünde, vakit akşam oluyordu.
Kayalıklardan, alevlerin üzerinde bir yerden;
“Beati mundo corde” yi çok canlı söylüyordu.
"Kalbi temiz olan kutsanmıştır, Yaradanı görecektir"
"Kutsal ruhlar, ateşin içinden geçmeden ilerleyemezsiniz!
Orada duyacağınız ilahiye kulak verin” dedi biz yaklaşınca.
Bu sözleri duyunca dona kaldım.
Mezardakiler kadar hareketsizdim; el pençe divan duruyordum.
Evvelce kazığa bağlanıp, yakılan adamlar görmüştüm, onu hatırladım.
Ellerimle ateşi savmaya çalıştım.
İki rehberim de dönüp bana baktılar;

Virgil, "Oğlum burada, çile çekme var, ama ölüm yok!
Ricorditi, ricorditi!
Hatırla! Hatırla!" dedi
"Bu ateşin içinde bin yıl kalsanda; saçunın bir tek  teli bile yanmaz.
Bana inanmazsan elini uzatta bak;  ya da ceketinin ucunu ver ateşe;
 göreceksin yanmayacak.
Bütün korkunu bırak!
Korkuyu bırak!
Cesur ol;
Kendine güven; gir ateşe!"
Ama inatçıydım,  içimden gelen ve doğru olduğunu bildiğim sese kulak veremiyordum
Benim hala tereddüt ettiğimi görünce:
"Simdi iyi bak oğlum; Bu ateşten duvar seninle Beatrice arasında duruyor" dedi
Son nefesini verirken Thisbe’ nin sesini duyup da gözlerini açan,
 Pyramus  gibi ben de hareketlendim; dönüp Virgil' e baktım.
O hatıramdan hiç silinmeyecek ismi söylemişti.


Üstadım bir elmaya kandırılmıs, küçük bir çocuğa bakar gibi bana baktı ve gülümsedi;
 "Hadi" dedi.
 Döndü, girdi ateşin içine!
Arkasından Stazio' nun gelmesini istedi;
Ben de girdim; ateş cam ateşinden daha sıcaktı;
İyi bir baba gibi beni yüreklendirmek için;
"Sanki Beatrice' in gözlerini görüyorum" dedi
İlahiyi duyuyorduk burada meleklerin sesi bize rehber oluyordu.
Tam tırmanacağımız merdivenin başına çıktık;
Ateşten sıyrıldık.
Venite, benedicti Patris mei,”
İyiler girin, Cennete!
O kadar parlak bir ışık vardı ki; bakamıyordum,
'Güneş batıyor, hava kararmadan yola devam edin;  acele edin" dedi melek.
Patika, kayaların arasından geçiyordu;
Gölgem yere düştü.
Bir kaç adım daha atmıştık ki; artık gölgem kayboldu,
İki bilge güneşin battığını anlamışdı.
Her birimiz, birer basamağa uzanarak, yattık.
Bu dağda, gece yürümeye olanak yoktu,
Akşam olunca insana bir ağırlık çöküyor, tırmanma arzusu kalkıyordu.
Gündüz dağda, dik kayalara tırmanıp da yorulup bir düzlük bulduğunda,
kuzu gibi sakince dinlenen keçi gibiydim.
İki tarafımda rehberlerim kuzuları bekleyen çobanlar gibiydi.
 ve iki tarafımızda iki sarp kaya duvar gibi etrafımızı sarmıştı.
Kayaların arasından dar bir açıklıktan yıldızları görebiliyorduk.
Her zamankinden parlaktılar.
Yıldızları seyredip, hülyalar dalmışken uyku bastırdı;
Venus yukarıda parlıyordu;
Aşkın ilk ateşini yakan Venus tüm parlaklığıyla gökteydi.


Ruyamda, genç güzel bir kadın gördüm:
Vadide çiçek toplarken bana,
"İsmimi sorarsan ben Leah. güzel beyaz ellerimle çiçek çemberi yapıyorum;
Aynamın etrafına saracağım.
 Ama kardeşim Rachel, aynasını hiç bırakmaz,
Bütün gün, güzel gözlerini seyreder aynada.
O bakar ben örerim  örgümü"
Gün ışımaya başlamıştı.
Şafaktan önceki ilk ışıklarla, yolcular kalkar
Bir an evvel eve ulaşmak için.
Ruya ile birlikte uyku da kaçtı.
Iki öğretmenim de kalkmışlardı benden evvel.
"Ölümlülerin her yerde arayıp durdukları meyvalara bugun kavuşacaksın.
Açlığın, susuzluğun, dinecek" diye müjdeyi verdi Virgil.
Hevesim o kadar fazlaydı ki;
Attığım her adımda, azmim güçleniyordu.
Bütün basamakları tırmanıp, tepeye vardığımızda,
Virgil bana dikkalice baktı ve
"Oğlum, hem geçici, hem daimi ateşi geçtin;
Artık benim kudretimin tükendiği noktadayız.
Ben seni buraya, kadar akıl ve sanat kuvvetiyle getirdim.
Bundan sonra kendi keyfinin kahyası  sensin
Bırak keyfin sana rehberlik etsin.
En zor en engebeli yollardan geçtin.
En dik kayaya tırmandın; en dar geçitten geçtin;
Başını kaldır; parlamakta olan güneşe bak;
Yerde biten envai çeşit, çayır çimene
 çiçeğe, güle bak.
 Bunların arasında dinlen, gezin.
Güzel gözlü sevgilinin gelmesini bekle.
O güzel gözler, ağlayarak beni sana yardım etmeye çağırmıştı.
Artık benden ne bir söz ne de işaret bekleme.
Artık iraden serbesttir, tamdir.
Artık hataya sapmayacak noktadasın
Onun için başına hem tacı, hem de papalık şapkasını takıyorum.
Sen bu sınavdan geçtin…"
Dali


Açıklamalar
Virgil Ve Stazio rehberliğinde Dante en son terasa gelir
Artık Cennetin ilk basamaklarıyla arasında sadece geçmesi gereken ateş vardır
Bu ateşten geçip te günahtan tamamen arınmayan Cennet e girememektedir
Virgil le olan yolculuğun sonuna gelmiştir Dante artık
Buradan sonrasında Virgil ona eşlik edemeyecek. Ortaçagda klise öğretisine göre Hrıstıyan olmayan Cennet e giremiyor Virgil de Hrıstıyanlıktan evvel doğmuş olduğu için Dante nin Araf ta arınmasının sonuna kadar yanında kalacak sonra ayrılacaktır.
Arınmanın son safhası Ateşten geçmeö bu ateş Cehennem deki gibi yakan ateş değil sadece temizliyor günahları. Virgil bunu ona anlatıyor ama Dante yine de korkuyor çünkü Ortaçağda, gerçek hayatında, direğe bağlanıp yakılarak infaz edilenleri görmüş
Kendisinin de Monarchia adlı eseri klise tarafından yakılarak, seni de direğe bağlar, yakarız diye tehdit edilmiş.
Ateşi görünce o korkuyu yaşıyor ama Virgil bu ateşten duvarı geçince Beatrice‘ e kavuşacaksın diyor
Artık bütün sınavlardan geçtikten sonra ayrılma vakti gelince şafak saati "Girin Cennete" ilahisini duyuyorlar
"Artık kendi rehberin kendin olacaksın" diyor Virgil Artık olgunluğa erişti hata yapmayacak konuma geldi Cennet e giriyor yolu nasıl isterse kendi tayin edecek
Hem kral gibi tac hem de papalık şapkası senin diyor Virgil
Yukarıda değindiğimiz Monarcia eserinde klisenin ve sivil idarenin eşit düzeyde olmasını savunmuştu Danteç Oysa klise kralların kendisine tabii olmasını istiyordu
Burada ikisinin bir arada zikredilmesi, hem felsefi, hem de dini olgunluğa eriştiğini gösteriyor ve Dante nin inancına göre tam dengeyi bulduğunu ifade ediyor.
Eve koşmak Cennetin insanların gerçek evi olması. Hazreti Adem de Cennetten gelmişti

*Pyramus
Burada gene mitolojıden bir ornek vermiş birbirine kavuşamayan iki sevgili gizlice buluşmak istiyor ama adam orada kızı göremiyor; sadece bir aslan ve kızın eşarbını görüyor. Bunun üzerine intihar ediyor. Orada dut ağacı var kan rengiyle beyaz dutlar kararıyor. O sırada Thisbe geliyor; sevgilisinin ölmekte olduğunu görünce, o da intihar ediyor.
 İsimler yabancı ama Adana bölgesinde yaşamışlar Adamın ismi Pyramus Ceyhan ırmağını temsil ediyor.

Çeviri ve Yorum: Elif Mat

Fecr Suresi 



Yasar Nuri Ozturk Meali

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder