Elif Mat
Öykü
Genç kadın çarşı dönüşü ada vapuruna binmişti. Güneş
gözlüğü, şapkası, beyaz keten takımı ile çok şıktı.
“Pazartesi günü Kapalıçarşı kalabalık olur, bugün gitme
istersen, demişti annem ama işim acildi. Haklıymış, iğne atsan yere düşmüyor,
bir de sıcak” dedi arkadaşına.
“Ben de teyzemi doktora götürmek için indim şehre. Evet her
yer çok sıcak.”
“Arzu edersen inince
pastaneye uğrayıp birer dondurma yiyelim”
“Aaa, tabii çok memnun olurum” dedi Vildan gözleri ışıldayarak.
Bu akşam saati hareketli olurdu iskele. Vapurdan inenler,
yürüyüş bahanesiyle onları karşılamaya gelenler, denizde geçirilen uzun bir
günden sonra şehre dönenler olurdu.
İskelede faytonlar müşteri beklerdi.
İnerken acaba o yeşil gözlü çocuğu görebilir miyim, diye
etrafa baktı Vildan. Olur ya belki o da yürüyüşe çıkmıştır.
Pastanede fıstıklı dondurma ısmarladılar ikisi de.
“En çok vişneli severim ben ama bu beyaz takımla risk almayayım
şimdi” diyerek göz kırptı Şule.
“Eee, ne iş için gitmiştin Kapalıçarşı’ya?”
“Sorma, gelecek hafta düğün var. Orada zümrüt küpe görmüştüm. Uzun zamandır almak
istiyordum. Düğünü bahane ettim. Kıyafetime uyar diye düşündüm. Elbisem uçuk
yeşil ipek. Turuncumsu bir fular da takacağım”
“Oh, ne güzel” Bordo rengi yumuşak kadife koltuklar
pek rahattı. “Kimin düğünü bu?”
“Rüksan’ın.”
Rüksan, yeşil gözlü çocuğun ablasıydı. Yüzü pembeleşti,
kalbi daha bir hızlı çarptı.
“Aaa, öyle mi? Kiminle evleniyor Rüksan Abla?”
“Cavid’ le, Avukat biliyorsun. Karaköy’de yazıhanesi var.
Babası babamla Pertevniyel Lisesi’nden sınıf arkadaşıymış, tanıyor bizimkiler.”
Vildan, “Ah, o düğünde ben de olsaydım” diye içinden
geçirdi, gözleri daldı.
Tesadüf bu ya, bir sonraki vapurdan Rüksan indi. Hemen el
sallayarak yanlarına davet ettiler.
“Nasılsın hayatım, şimdi sen de çok telaş vardır”
“Hem de ne telaş! En son provada bitti. Birkaç rötuşla gelinlik
hazır oldu, bugün öğleden sonra teslim aldık. Laf aramızda kayınvalide de
herşey karışıyor şimdiden”
“Hayırlı olsun, evleniyormuşsunuz, şimdi haberim oldu. Çok
tebrik ederim. Mutluluklar dilerim” dedi Vildan sevinçle.
“Çok teşekkürler canım. Ay bu nasıl bir heyecanmış, nefes
almayı bırakmış gibiyim kaç gündür. Zayıfladım. Gelinlik biraz bollaştı
üzerimde. Bu hafta sonu kulüpte olacak. Bir de parıltılı pabuç aldık
altına. Biraz yüksekçe. İnşallah bir sorun olmadan giyebilirim. Sen de gelsene
düğüne Vildan. Adanın bütün gençleri orada olacak. Eğleniriz.”
“Bilmem ki, davetinize çok teşekkür ederim. Bir aileme
sorayım. Müsaade alabilirsem gelirim”
“Çok memnun olurum. Şule ile beraber gelirsiniz. Bana
müsaade, bugün çok yoruldum. Bir fayton bulup, eve gideyim yemek saati de
geliyor.” Diyerek ayrıldı gelin hanım.
Vildan olanlara inanamıyordu. “Ne şans! Dileğim kabul oldu,
şükürler olsun” dedi kendi kendine.
Şule Vildan’a göz ucuyla baktı. Anlamıştı kızın heyecanını. “Hoş
bir tesadüf. Ne iyi oldu, birlikte gideriz” dedi.
Eyvah ne giyecekti? “Anlaşıldı yarın ki vapurla ben de
alışverişe gideceğim. Ne giyeceğime bakayım. Mavi bir elbisem var boncuk işlemeli,
belki onu giyerim” dedi.
Ellerine sağlık Elifcim...
YanıtlaSilTeşekkürler Füsun'cuğum.
YanıtlaSil